Şirinem şirinim,
Sarımsı saçlarında Garadeniz'in ağaçlarını ektiğim şirinem,
Gohusu burnuma dolandığı vakit,
İçimi ezip geçen şirinem.
Acı nedir bilir misen?
Görmez gözlerin meni,
Uzağın en diyarısan sen,
Gadınlar buldum toprağıma ortahlar olup pamuhlar toplayan,
Türküler yazdık sene,
Sen akla düştüğün an,
Şirinem şirinim.
Ellerim nasırlandı,
Müjganım sene düştü,
Dudahlarım gurudu gecenin susuzluklarına,
Ben ki Ay doğduğu vakit gavruldum,
Sen ki nece tınıların gadını,
Şirinem şirinim.
Anama yazdım son ağıdımı,
Vasiyetim sessizliğimde,
Elinde o vakit çalgı çengi,
Uğurla beni Aşk'ın soğuk sabahında,
Sazım olaydı, sözüm olaydı,
Bahçana geleydim.
Ibka ediyorum artık zamanlı zamansız,
Nice yokluğundaki titreyişlerimde.
Burcu Karşı
27 Ekim 2012 Cumartesi
26 Ekim 2012 Cuma
Anlaşırdı(k)
Biz seninle ıslıklarla anlaşırdık,
Dudaklarımız şişerdi, dillerimiz kururdu,
Biz seninle ıslık çaldığımız vakit,
Parmaklarımız birleşir,
Tüm şehri sustururduk.
Biz seninle aramızdaki evlere inat,
Çatılara çıkardık,
Kırmızı eteğimi savurur ben,
Siyah eteğini savurur sen,
Karşılıklı alkışlarla anlaşırdık.
Güvercinlerimiz vardı bizim,
Avuçlarımızda ısıttığımız,
Kulaklarına sözlerimizi fısıldadığımız,
Minik ayaklarını öptüğümüz,
Güvercinlerimiz.
Kapı kilidimiz eskiydi bizim,
Tek kapı vardı,
Sana sağa dönen,
Bana sola dönen,
Açıldığı sırada.
Gözlerimize sürmeler sürerdik,
Sen yeşili, bense siyahı seçerken,
Akşam yemeklerin kahkahalarında buluşur
Günün sonuna içerdik.
Burcu Karşı
24 Ekim 2012 Çarşamba
Ben ve Sen Çok Yalnızdı(k)
Kelimeler üretirken
farklı hayallerin kahkahalarıydık.
Dişliydik, kemirir ve tükürürdük.
Sokaklarda adımlar atarken ellerimizi ceplerimizden çıkarmazdık.
Kırmızı ışıklara söver, çocuk arabalı kadınları ezmek isterdik.
Bazen kadınların beyaz saçlarına içlenir,
Keyfi dost sohbetlerinde sigara yakardık.
Kulaklarımıza her zaman tek küpe takardık.
Pastel renklerini yaz dahi sever,
Kışın da renkli buzları yemeyi severdik.
Sen ve Ben çok yalnızdı(k).
Kibrit kutusu alır, bazılarını kutunun arasına sıkıştırırdık,
Sonrası uçlarını yakar çöp kutusuna atardık.
Kahve alır sokakta kaldırıma oturmayı sever,
Işıklı vitrinleri izlemeyi severdik.
Bazen kendimize sinema ısmarlar, mısırın ucuzunu seçerdik.
Herkes kahkaha atarken sen aptal aptal bakardın,
Herkes ağladığında da ben kahkaha atardım.
Biz farklı anlardık hislerin geçişlerini,
Çizgili defterleri değil karelileri seçerdik,
Turkuazı sever,
Şömine başında hiç içmediğim şarabın gelecek hayalini kurardın.
Ben ve Sen çok yalnızdı(k).
Annelerimizin aldığı balonları uçurmayı değil,
Patlatmayı severdik.
Yağmur da ıslanmaktan asla korkmadık,
Hasta olmalarımızı hep erteledik,
Ellerimizin küçüklüğüne büyük toplar yerleştirip,
Herkesi bir bir yaktık.
Sıcak çorbaların tarhanasında buluşurken,
Ekmeklerin kırıntılarını işaret parmaklarımıza sakladık.
Bazen dans ederken,
Vücudumuzu gözlerimiz kapalı sallardık.
Saçlarımızı taramaktan hoşlanmaz,
Kokularımızı gizli tutardık.
Sen ve Ben çok yalnızdı(k).
Şiir yazmakta sessizliği bulurken,
Sinema da sessizliğin çığlığını atardık.
Romanları okur sonrası birer not kazırdık,
Uyumayı severdik,
Uyumadan önce hayali de,
Uyurken rüyayı da.
Ben ve Sen çok yalnızdı(k).
Burcu Karşı
Dişliydik, kemirir ve tükürürdük.
Sokaklarda adımlar atarken ellerimizi ceplerimizden çıkarmazdık.
Kırmızı ışıklara söver, çocuk arabalı kadınları ezmek isterdik.
Bazen kadınların beyaz saçlarına içlenir,
Keyfi dost sohbetlerinde sigara yakardık.
Kulaklarımıza her zaman tek küpe takardık.
Pastel renklerini yaz dahi sever,
Kışın da renkli buzları yemeyi severdik.
Sen ve Ben çok yalnızdı(k).
Kibrit kutusu alır, bazılarını kutunun arasına sıkıştırırdık,
Sonrası uçlarını yakar çöp kutusuna atardık.
Kahve alır sokakta kaldırıma oturmayı sever,
Işıklı vitrinleri izlemeyi severdik.
Bazen kendimize sinema ısmarlar, mısırın ucuzunu seçerdik.
Herkes kahkaha atarken sen aptal aptal bakardın,
Herkes ağladığında da ben kahkaha atardım.
Biz farklı anlardık hislerin geçişlerini,
Çizgili defterleri değil karelileri seçerdik,
Turkuazı sever,
Şömine başında hiç içmediğim şarabın gelecek hayalini kurardın.
Ben ve Sen çok yalnızdı(k).
Annelerimizin aldığı balonları uçurmayı değil,
Patlatmayı severdik.
Yağmur da ıslanmaktan asla korkmadık,
Hasta olmalarımızı hep erteledik,
Ellerimizin küçüklüğüne büyük toplar yerleştirip,
Herkesi bir bir yaktık.
Sıcak çorbaların tarhanasında buluşurken,
Ekmeklerin kırıntılarını işaret parmaklarımıza sakladık.
Bazen dans ederken,
Vücudumuzu gözlerimiz kapalı sallardık.
Saçlarımızı taramaktan hoşlanmaz,
Kokularımızı gizli tutardık.
Sen ve Ben çok yalnızdı(k).
Şiir yazmakta sessizliği bulurken,
Sinema da sessizliğin çığlığını atardık.
Romanları okur sonrası birer not kazırdık,
Uyumayı severdik,
Uyumadan önce hayali de,
Uyurken rüyayı da.
Ben ve Sen çok yalnızdı(k).
Burcu Karşı
20 Eylül 2012 Perşembe
Tarif-i Acı
Etimi çiğniyorlar,
Kör gözler vücudumdan parça parça taneler koparmış,
Ağızlarında sakız misali çiğniyorlar.
Tenime iğneler batmış,
Her bir hücremde en çok beş iğne ve nicesi,
Öylece salınıyorlar, acım derimin diplerinde sızlıyor.
Kolum kalkmıyor, bacaklarım adımlarımdan geri,
Kollarım bacaklarıma düğümlenmiş nefeslerden yoksun uyuşmuş,
Öylece atıyorum bedenimi boşluk zannettiğim koltuklara.
Biran geliyor delice ağlarken,
Sessizce kesiliyorum,
Zihnimdeki anıların şahitliğinden.
Umarsızca tüketirken ruhumu,
Boş bağırışların fırtınaları kopuyor çevremde,
İçerimden içiyorum şarabın acılarını.
Aylardan Eylül,
Hayallerin yapraklarla döküldüğü tehlikeli mevsim,
Belki biri, belki birinden eksiklik…
Burcu Karşı
5 Ağustos 2012 Pazar
Kahve Kurusundan Çilekli Damla Çikolataları
Kuru kahve
Kahve kuru
Kuruyan kahveler üzerine çikolata damlaları
Damlalar altında kuru kahve
Kahvenin kuruluğunda damlalı çikolatalar
Çilekteki sap
Sapa konmuş bir çilek
Bandırılmış kuru kahveler
Kuru kahvelerden damlamış çikolatalar
Sapı kopmuş çilek
Sade çilek
Çileğe sürtünen çikolata damlaları
Damlamış çikolataların sapsız çilekleri…
Burcu Karşı
Kahve kuru
Kuruyan kahveler üzerine çikolata damlaları
Damlalar altında kuru kahve
Kahvenin kuruluğunda damlalı çikolatalar
Çilekteki sap
Sapa konmuş bir çilek
Bandırılmış kuru kahveler
Kuru kahvelerden damlamış çikolatalar
Sapı kopmuş çilek
Sade çilek
Çileğe sürtünen çikolata damlaları
Damlamış çikolataların sapsız çilekleri…
Burcu Karşı
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Hayal-i Zihin
Kapının kırık kolu,
Daldırılan elin parmak izleri,
Açılan ardın sinmiş kokusu,
Zihne yerleşen anının resmi.
Dönüyor bir böcek pis zeminde,
Ezildiği anın sessiz sesi,
Kırmızı bir ışık yanıyor,
Gözleri kendisine çeken.
Bir plak sesi kırmızı ışık sonraki odadan,
Dinletiyor kendisini 2012 yılına ağıtmışçasına,
Çürümüş zihnin doğumuna gölge olurken,
Kapatıyor gözlerini dudak aralarına.
Burcu Karşı
Daldırılan elin parmak izleri,
Açılan ardın sinmiş kokusu,
Zihne yerleşen anının resmi.
Dönüyor bir böcek pis zeminde,
Ezildiği anın sessiz sesi,
Kırmızı bir ışık yanıyor,
Gözleri kendisine çeken.
Bir plak sesi kırmızı ışık sonraki odadan,
Dinletiyor kendisini 2012 yılına ağıtmışçasına,
Çürümüş zihnin doğumuna gölge olurken,
Kapatıyor gözlerini dudak aralarına.
Burcu Karşı
16 Temmuz 2012 Pazartesi
Tanrı Aranıyor
Tanrı'yı aradım bugün,
Önce çaldı, çaldı, çaldı ve açmadı.
Dedim bir pislik peşinde.
İkinciye davrandım, nefesim dar patikalı sokaklarda tur atarken,
Birden meşgule verdi.
Dedim pisliğe tamamen bulaştı.
Dayanamadım üçüncüye tuşladım, gözlerim kusmuklara bulaşmış sokaklara boş boş bakarken,
Birden kapsama alanı dedi.
Dedim, Tanrı nefesini alkole buladı,
Dedim, Tanrı bir kadın altına yattı,
Dedim, Tanrı kendini sattı,
Dedim, Tanrı kendisini aldattı.
Burcu Karşı
Önce çaldı, çaldı, çaldı ve açmadı.
Dedim bir pislik peşinde.
İkinciye davrandım, nefesim dar patikalı sokaklarda tur atarken,
Birden meşgule verdi.
Dedim pisliğe tamamen bulaştı.
Dayanamadım üçüncüye tuşladım, gözlerim kusmuklara bulaşmış sokaklara boş boş bakarken,
Birden kapsama alanı dedi.
Dedim, Tanrı nefesini alkole buladı,
Dedim, Tanrı bir kadın altına yattı,
Dedim, Tanrı kendini sattı,
Dedim, Tanrı kendisini aldattı.
Burcu Karşı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)